Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Mısır Tagammu Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fayyad, Erdoğan’ın BM’deki Mısır aleyhine konuşmasıyla ilgili ‘Erdoğan, İhvan’ın Mısır’da tekrar yönetime gelemeyeceğini anlamalıdır. Mısır artık işbirlikçi Mısır değildir’ dedi
1977 yılında kurulan ve kendilerini “Demokratik Sosyalist” olarak niteleyen Tagammu (İlerleyiş) Partisi, geçtiğimiz dönem Mısır Parlamentosu’nda 5 milletvekili ile temsil edildi. Genel Başkan Yardımcısı Şerif Samir Fayyad’a, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır yönetimine yönelik sözleri, IŞİD karşıtı koalisyon, Irak ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’nun siyasal durumu ile ilgili sorular yönelttik.
MISIR ARTIK İŞBİRLİKÇİ MISIR DEĞİL
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’de Mısır yönetimini eleştiren ifadeleri Mısır ve Türkiye arasındaki ilişkileri nasıl etkiler?
Erdoğan’ın tavrının, Mısır ve Türkiye arasında ki ilişkilere kötü anlamda etki edeceği kesin. Erdoğan, bu konuşması ile Mısır ve Türk dışişleri bakanları arasında yapılması planlanan toplantının da iptaline neden oldu. Kaldı ki, toplantının yapılacağından haberdardı ve bu konuşma ile toplantının medyatik bir biçimde iptalini sağladı.
Oysa Başkan Sisi, BM’deki konuşmasında, Türkiye’ye yönelik olumsuz bir ifade kullanmadı. Bu, Mısır tarafının Türkiye ile ilişkileri düzeltmek istediğinin bir işareti olabilir. Fakat Erdoğan’ın eleştirileri üzerine, diplomatik bir cevap olarak yapılması gerekeni yaptı, toplantıyı iptal etti.
Herkes şunu iyi bilmelidir ki, 3 Temmuz Devrimi sonrası (Mursi’nin devrilmesine yol açan halk hareketi) Mısır’ın dış politikası değişmiştir. Mısır artık, işbirlikçi Mısır değildir. Özellikle ABD, İsrail ve bunların müttefiki bazı Arap ülkelerine karşı politikamız değişti. Erdoğan yaptığı açıklama ile iki ülke arasında iyi ilişkiler kurulmasına karşı olduğunu bütün dünyaya duyurmuş oldu.
Belki de Erdoğan, İhvan’ın, Mursi’nin Mısır’da tekrar yönetimi alabileceğine inanıyor. Ona tavsiyem, bunun imkânsız olduğunu anlaması. Seçilmiş, meşru yeni bir başkanımız var. Bu senenin sonunda veya 2015 başında parlamento seçimleri yapılacak. Mısır’da artık hiç kimse, siyasal İslam’ın egemen olmasını istemiyor.
- Türk Dışişleri Bakanlığı’nın, Mısır tarafıyla görüşmek istediğini kanıtlayan belgeler yayınlandı. Türk Dışişleri Mısırlı muhataplarına görüşme davetinde bulunurken aynı anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’a sert eleştirilerde bulunması çelişki değil mi?
Tabii ki çelişkili, ama bu tür hamleler büyük devletlerin politikalarında var. Siyaset ve diplomasiyi ayırmak lazım. Örnek olarak İsrail ve Filistin arasında savaş var ama diyalog kanalları her zaman açık kaldı. Devletler, konuşmak, diyalog kurmak mecburiyetindedir. Diplomasi bunu gerektirir. Mısır ve Türkiye’nin sessiz bir biçimde görüşmeye devam etmesi olağandır.
HER İKİ TARAF İÇİN DE ÖNEMLİ
- Erdoğan’ın eleştirilerinden sonra basında Mısır tarafının, Süveyş Kanalı’ndan Türk gemilerinin geçişini kolaylaştıran ticari anlaşmayı iptal etmeyi planladığı haberleri çıktı. Sizce bu olayın iki ülke arasındaki ticari ilişkilere ne gibi etkisi olabilir?
Diplomasi ve halklar arasında ki ilişkileri ayırmalıyız. Diplomatik anlamda sorun olsa dahi, halklar kardeştir. Ticari ilişkiler, iki ülkenin halkları açısından da önemlidir. Mısır, Türkiye için büyük bir pazar, Türkiye’nin bu pazarı kaybetmek istemeyeceği açık. İki ülke arasında imzalanmış pek çok ticari anlaşma mevcut. Tekstil, inşaat, demir sektörlerinde karşılıklı ticari ilişkiler var. Kimse bunun bozulmasını istemez, finansal anlamda iki ülke de etkilenir, karşılıklı yatırımlar zarar görür, insanlar işlerini kaybeder. Mısır’ın, Türk mallarının ülkeye girişini engelleyeceğini sanmam ancak Erdoğan’ın eleştirileri devam ederse, gümrük vergilerinde artışa gidilebilir.
- Ticari bir boykot söz konusu mu?
Erdoğan’ın politikaları sertleşirse az da olsa boykot ihtimali var. Ama Türkiye’nin sağduyulu insanlarına inancım sonsuz. Durum daha kötü noktalara gelmeden engelleyeceklerdir. Tagammu partisi olarak Türkiye’de sol kanat partileri ile ilişkilerimiz var ve pek çok noktada bölge ve dünyanın sorunlarına bakışımız ortak.
ABD, IŞİD’İ DOLAYLI YOLLARLA YARATTI
- Ortadoğu’ya dönelim. Yükselen IŞİD tehlikesine karşı ABD, Batı ve bazı Arap ülkelerine ortak hareket etme çağrısı yaptı. Mısır bu koalisyonda yer alacak mı? Bunun dışında Irak ve Suriye’deki son durum ile ilgili görüşleriniz nedir?
Öncelikle belirtmek isterim ki, IŞİD’i yaratan güç ABD’dir. ABD, IŞİD’i dolaylı yollar kullanarak yarattı. Suriye ve Irak’ta, siyasal İslam’a ve silahlı gruplara destek vermekten kaçınmadı. Suriye rejimine karşı, El Nusra tipi örgütlere her türlü desteği verdi. CIA, bölgede olup bitenleri ve olası sonuçlarını tahmin edebilirdi. IŞİD, bölgedeki ABD politikalarının bir sonucudur. ABD tarafından desteklenen Irak’taki Maliki yönetiminin Sünni karşıtı politikalarının da IŞİD’in taban kazanmasında büyük rolü vardır. ABD, IŞİD’e kendi çıkarlarını tehdit etmediği sürece destek verdi, fakat ne zaman IŞİD, Irak’ın kuzeyinde yani petrol kaynaklarının olduğu bölgede faaliyete geçti, işte o zaman ABD, IŞİD düşmanı oluverdi.
‘SURİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMALIYIZ’
IŞİD karşıtı koalisyon, Kuzey Irak’taki petrol kaynaklarını korumak için kuruldu. İngilizlerin koalisyona katılması için de, petrol çıkarlarının korunması geçerlidir. IŞİD, ABD’nin kırmızı çizgisi olan petrol sahalarına girdi. Emperyalist kuvvetler madem sadece IŞİD’le mücadele etmek istiyorlar, o zaman neden IŞİD’le sadece Irak’ın kuzeyinde, yani petrol sahalarının var olduğu bölgede mücadele ediyorlar? Neden IŞİD ve benzeri örgütlerle mücadelesinde Suriye devletine yardımcı olmadılar? Suriye devletinin bütünlüğünü savunmalıyız.
ABD KÜRTLERİ KULLANIYOR
Maalesef, Kürtler, Irak, İran, Suriye ve Türkiye’nin bölünmesi adına, ABD tarafından kullanılmaktalar. Etnik kimliklere dayanan politika beraberinde büyük tehlikeler getirir. Bay Erdoğan, Sünni temelli İslami grupları destekleyerek bu oyuna dahil oluyor. Bu desteğini de demokrasi kelimesinin arkasına saklıyor. Yazık!
‘SÜNNİ BLOK’ PROJESİNİ REDDETTİK
IŞİD’in yaratılmasındaki ana amaç Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) gerçekleştirmektir. BOP, bölgedeki devletlerin ve halkların Sünni ve Şii olarak bölünmesini amaçlamaktadır. Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Yemen’de, Bahreyn’de yaşananlara bir bakın. BOP ile bölge ülkeleri Sünni ve Şii olarak kamplara ayrılmak istenmekte, aynı zamanda ülkelerin kendi içlerinde bölünmesi amaçlanmakta. ABD, Sünni ve Şiiler arasında bitmek bilmez bir savaşı körüklemek istiyor. Fakat ABD’nin planları, BOP’un hayata geçirilmesi, Mısır’da gerçekleşen 3 Temmuz Devrimi ile suya düşmüştür. Mısır, bu projede kendine biçilen Sünni blok ülkesi rolünü oynamayı reddetmiştir. Altını çiziyorum, IŞID, bölge halklarını Sünni ve Şii olarak bölmek için kullanılan bir ABD projesidir.
ERDOĞAN ABD’NİN ASKERİ
Erdoğan, Mısır’da gerçekleşen 3 Temmuz halk hareketini, demokrasi karşıtı olarak nitelendirdi. Nasıl bunu yapar? 30 milyon Mısırlının Mursi’ye karşı sokaklara döküldüğünü görmedi mi?
Erdoğan’ın ne kadar demokrat olduğunu Taksim olayları sırasında gördük, Twitter’ı yasaklarken gördük. Dışarıda demokrasi havarisi kesilen Erdoğan, neden kendi ülkesinde demokrasiye saygı göstermiyor? Erdoğan’ın herhangi bir karar alma yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin askerinden başka bir şey değildir. Erdoğan, IŞİD’i, ABD’nin çıkarlarına zarar vermediği ölçüde destekleyebilir, daha fazlası mümkün değildir. Bakın, bugün Türkiye, IŞİD karşıtı koalisyona lojistik destek vermekte. Tekrar ediyorum, Erdoğan’ın karar alıcı bir rolü yok, sadece ABD’nin talimatlarını uyguluyor.
Sinan Güzaltan / Kahire