Paris’te ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerle şekillenen İsrail-HTŞ mutabakatı, Ürdün’ün başkenti Amman merkezli ortak bir operasyon ve koordinasyon hücresi ile Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bölge kurulmasını öngörüyor. Bölgeyi yakından izleyen kaynaklara göre, plan fiilen yeni bir güvenlik mimarisi kurarak İsrail’in Suriye sahasındaki askeri ve istihbari nüfuzunu kurumsallaştırmayı hedefliyor.
İsrail yönetimi, 7 Ekim sonrası güvenlik doktrininde yaptığı kapsamlı değişiklikler kapsamında, yaklaşık yarım asırdır görece sakin olan Ürdün sınırını yeniden yoğun askeri önlemlerle tahkim etme kararı aldı.
Ürdünlü İran uzmanı Dr. Fatıma es-Samadi’nin 12 Gün Savaşı sonrası Tahran’ın kimlik krizine dair analizleri, yapay kaynakların itiraflarıyla ciddi şekilde sorgulanıyor; sahadaki gerçeklik, iddia edildiği gibi basit bir dini-milliyetçi dönüşümden çok daha karmaşık görünüyor.
İsrail, 7 Ekim sonrası değişen güvenlik algısı çerçevesinde Ürdün sınırındaki savunma hatlarını yeniden inşa ediyor ve Ensarullah kaynaklı olası tehditlere karşı eski mevzileri aktif hâle getiriyor.
Ürdün sınırını kısa süreliğine geçen İsrail askerlerinin gözaltına alındıktan sonra anlaşma kapsamında iade edildiği bildirildi; olay, iki ülke arasındaki güvenlik hassasiyetini ve bölgede artan askeri hareketliliği yeniden gündeme taşıdı.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Ürdün'ü de kapsayan "Büyük İsrail" projesini ilan etmesi, Amman yönetiminin ikili bir tavır sergilemesine neden oldu. Ürdün, açıklamaları kınamakla yetinirken ülke içinde direniş yanlılarına yönelik gözaltı ve baskıyı yoğunlaştırdı.
Türkiye, Ürdün, Mısır, Irak ve Libya halkı, düzenledikleri protesto gösterileriyle Gazze halkına desteklerini ilan etti ve bu dar şeritte yaşanan soykırımı kınadı.
Ürdün Silahlı Kuvvetleri, bu sabah Ürdün hava sahasına giren İran kaynaklı çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) Kraliyet Hava Kuvvetleri ve hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini açıkladı.